Sevgi Üzerine Düşünürken

      Yorum yok Sevgi Üzerine Düşünürken

Yaşamımızı sürdürebilmek için bazı temel ihtiyaçlarımız var – yemek, içmek veya uyumak gibi… İşin içine sevmek ve sevilmek girince; insan olmanın çok yönlülüğünü anlamaya başlıyoruz. Sevgi öğrenimi çocuklukta başlıyor. Yaşamın ilk yıllarında sevginin odağında anne ve baba bulunuyor. Sosyal yaşamın çeşitlenmesi ile birlikte sevgi de anne ve babanın dışına açılarak yeni biçimler kazanıyor. Başka insanları sevmek ve başkaları tarafından sevilmek, anne-baba sevgisi yakınlığından oluşan dar planın aşılması ile elde ediliyor. Yaşamın ilk adımlarında aile içinde sevgiyi bulamayanlar için dış dünyada bu talebi karşılamaya çalışma sıkıntısını da hatırlatmak gerekir.

Ümitsizlik, içine bir çığlığın emanet bırakıldığı derin bir kuyudur. Bu çığlık, “Sevgiye ihtiyacım var” mesajını taşısa da; kuyunun karanlığı, diğer insanları uzaklaştıran bir özelliğe sahiptir. “Sevilmeyi istemekte ne var?” diyebilirsiniz. Herkes sevilmeyi ister. Ama sevgi sadece bir kuyuya bırakılabilecek bir çığlık değildir. Sevgi, herkesin kendi adımını attığı bir karşılıklı yürüyüştür. Kendi adımını atmak ise bir kuyuya çığlık emanet etmekten daha fazla bir ‘şeydir’.

Sevgi, bir yaşam biçimidir. Bu nedenle yaşamın zorlukları ve engelleri sevgi içeren bir yaşamda da vardır. Kimi zaman bu zorlukların aşılması zaman ve emek ister. Sevgi ihtiyacını hissetmek, bu uzun zorlu yolun sadece ilk adımıdır. Temel ihtiyaçlarımız var. Bunları tatmin etmeden yaşanmıyor. Ama sevgisiz bir yaşam da insanî bir yaşam olmuyor. İnsan olmanın keyfi, sevmekte ve sevilmekte…

Bir sevgi ilişkisinde en tehlikeli davranış modeli, kişinin sadece kendisini görme (kendisine kilitlenmiş olma) alışkanlığıdır. Buna bir anlamda bireyin kendisine takılıp kalması diyebiliriz. Böyle bir durumda kişi, o denli kendine dönüktür ki; bir ilişkinin ‘iki kişilik’ bir olgu olduğunu gözden kaçırır. Eğer birey, ilişkisini kendine dönük biçimde sadece kendi mantık mekanizmalarıyla yürütmeye çalışıyorsa, muhtemelen bir duygusal ilişkinin keyifli özünü kaçırıyor olabilir.

Sevgi gibi bir duygusal ilişkinin, kendi başınıza yapabileceklerinizden en önemli farkı, iki kişilik olmasıdır. Çünkü insan, sonsuza kadar kendi sırları ve karanlık yanları ile yalnız kalamaz. Kimi zaman bunları boşaltıp ruhunu dinlendirmeye geçebileceği bir iklime ihtiyaç duyar. Bu iklimi sağlık ve güvenle oluşturan faktörlerin başında bir duygusal arkadaş gelir. Duygusal arkadaşınız, muhtemelen sizin sırlarınızın ve karanlık yanlarınızın, belki de kusurlarınızın en azından bir bölümünü bilen ama sizi hâlâ sevmeye devam eden kişidir.

Küçük çocukların duygularını, özellikle sevgilerini ne kadar kolay gösterebildiklerine dikkat ettiniz mi? Çünkü onlar kişisel ifade konusunda büyükler gibi kendilerini denetleme ihtiyacı hissetmiyorlar. Bir de; kendilerini ayıplı veya özürlü görmek gibi bir sorunları yok. Bazı yanlarının karanlık kalması çabasında değiller. Henüz korkular, endişeler ve alışkanlıklar, onları olduklarından daha farklı davranmaya yönlendirmiş değil. Yaşama, sevgileri açısından doğrudan ve daha güvenle yaklaşıyorlar. Bir duygusal ilişki için çocuklar doğru bir model ortaya koyuyorlar.

Bir duygusal ilişkide başarı diyebileceğimiz mutluluğu, kendimizi saklayarak veya saklanarak yakalamamız mümkün değil. Güven konusunda ‘başabaş noktasını’ yakaladıktan sonra sevgiyi büyütmek, geliştirmek için çaba harcamak lazım. Ama bunu yaparken aşkı bir bilimsel araştırmaya ya da güvenlik soruşturmasına da dönüştürmemeli. Bir karar verin ve kararınızı verdikten sonra inceleyip didiklemek yerine duygusal ilişkinizin keyifli yönünü yaşamaya çalışın.

Yaşamın zorlukları olduğunu biliyoruz. Geçime ilişkin sorunlarımız olabiliyor. Sağlık sorunlarımızın ayak bağı olduğu zamanlar yaşıyoruz. Toplumun bizi zorladığı rollerimiz var. Sosyal yaşamdaki statülerimiz nedeniyle bazı kalıplar içinde davranmak zorunda kalıyoruz. Ama bu kadar sıkıştırılmış ve daraltılmış bir yaşamda soluk alabilmemiz ve yaşamın devamlılığını sağlamamız için olumlu enerji ile donanmamız da gerekiyor. Biraz dikkat ettiğimizde görüyoruz ki; toplumun bize dayattığı rolleri abartmanın fazla da açıklanabilir bir yönü yok. Her an bize dayatılan statü ve rollerle yaşamak mümkün değil. Eğer tümüyle tanımlanmış bir ‘robot’ olmayı istemiyorsak, işte; o zaman bir duygusal ilişkinin ihtiyaç duyduğu uygun rollerle yer ve zamanı yaratmamız gerekiyor. Zamanın ömrü bizimkinden uzun… Biz ise her geçen saniyede bize ait olan tek şeyden, yani yaşamımızdan bir şeyler kaybediyoruz. Bugün yaşamadığınız duygusallığı, yarın yaşamak için yeterli zamanımız olmayabilir.

Gürcan Banger

About Gürcan Banger

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Halen Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü ve bizobiz.net danışmanlık ve eğitim firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da, “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de ve "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: * Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara * Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, Mayıs 2017, Ankara * Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, Eylül 2016, Ankara * Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara * Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002 * Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul * Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul * Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul * Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir