Gelecek, Tekillik ve Transhümanizm

      Yorum yok Gelecek, Tekillik ve Transhümanizm

Geleceği kesin olarak bilemeyiz. Zaman algımız mevcut biçimiyle devam ettiği sürece gelecek bizim için gizemli olmaya devam edecek. Ama bu durum, gelecek ile ilgili öngörüler oluşturmamızı ve senaryolar yaratmamızı engellemiyor. Efsaneler, geçmişte yazılmış romanlar ve geleceği tasarlamaya çalışan filmler de gelecek öngörülerinden oluşmuyor mu? Geleceği bilemeyebiliriz, ama öngörmemiz için de hiçbir engel yok –bağnaz olabilen zihinlerden başka…

20’nci yüzyılın sonları ile 21’inci yüzyılda geliştirilen teknolojilerin artık dünya uygarlığı için yepyeni bir gelecek tasarladığını görüyoruz. 2020 ile başlayan dünyada hemen her şey eskisinden bir hayli farklı olacak. Dijitalleşme ve Endüstri 4.0 başlığı altında yer alan teknolojiler iş-işletme alanlarından psiko-sosyal dünyaya kadar pek çok faaliyet ve davranış biçimini değiştirecek. Şimdilerde bile değişim hızı o denli yüksek ki; mevcut ezberlenmiş alışkanlıklarımızı, kurum ve kavramlarımızı kaybetmemek için direndikçe daha hızlı yitiriyoruz.

Gelecek tasarımını 2030, hatta 2050 gibi bir zaman ufkuna genişlettikçe dönüşümün kapsamını hayal etmek daha da zorlaşıyor. Ama bu zamansal mesafe bile öngörüler yapılmasını ve gelecek senaryoları üretilmesini –daha genel söylersek bir gelecek felsefesi oluşturulmasını– engellemiyor. Bunlar arasında Ray Kurzweil’ın “Tekillik” yaklaşımı ile Nick Bostrom’un “Transhümanizm” felsefesini sayabiliriz.

Tekillik
Buluşçu ve fütürist Ray Kurzweil, tekillik felsefesini ağırlıklı olarak, 2005 yılında yayınladığı “The Singularity Is Near (Tekillik Yakındır)” isimli kitabında ele alır. Bu kitap, Kurzweil’in önceki kitapları, 1990 tarihli “The Age of Intelligent Machines (Akıllı Makineler Çağı)” ve 1999 tarihli “The Age of Spiritual Machines (Spiritüel Makineler Çağı)” adlı kitaplarda ortaya atılan fikirlere dayanır. 2005’te yayınlanan kitabında Kurzweil, Vernor Vinge’in 1993 tarihli “The Coming Technological Singularity (Yaklaşan Teknolojik Tekillik)” adlı kitabı ile popüler olan “Tekillik (Singularity)” terimini kullanır.

Tekillik gurusu Kurzweil; bilgisayar, genetik, nanoteknoloji, robotik ve yapay zekâ gibi teknolojilerde ivmelenen bir yükselişi açıklıyor. Tekilliğe ulaşıldığında; Kurzweil, makine zekâsının, tümleşik insan zekâsından daha güçlü olacağını söylüyor. Daha sonra, aklın Dünya’dan dışarı doğru yayılarak evreni bir doygunluğa götüreceğini öngörür. Kurzweil’a göre tekillik, aynı zamanda, makine zekâsının ve insanların birleşip bütünleşeceği noktadır.

Transhümanizm
İnsan ötesi” anlamına gelen transhümanizm yaklaşımı ise son zamanlarda bilim çevrelerinde ön plana çıkan bir tezdir. Felsefe profesörü ve Transhümanizm gurusu Nick Bostrom, “Transhümanizm, insanın durumunu ve teknolojinin gelişmesiyle açılan insan organizmasını geliştirmek için fırsatları anlamak ve değerlendirmek için disiplinler arası bir yaklaşımı teşvik ediyor. Genetik mühendisliği ve bilişim teknolojisi gibi mevcut teknolojilere ve moleküler nanoteknoloji ve yapay zekâ gibi gelecekteki beklentilere de dikkat çekilmektedir” şeklinde bir açıklama yapıyor.

Transhümanizm, insan bedenini ve zihnini dönüştürmek için mevcut ve gelecekteki ileri teknolojilerin kullanılmasını ele alan fütürist bir felsefedir. Transhümanizm, fiziksel geliştirmelerin özel bir konusu değildir. Transhümanist felsefenin amacı, insanlığı entelektüel, düşünsel, psikolojik ve fiziksel boyutlarda geliştirmek için temel olarak insan koşullarını ve ekosistemi dönüştürmektir. Bu amaç, insanoğlunun tüm insani ve toplumsal açılardan oldukça farklılaşmış, ama neredeyse öngörülemeyen bir ortamda hayatta kalması gerektiğini ima eder.

Transhümanizm insanın ve akıllı makinenin bütünleşeceği bir çağa işaret eder. Transhümanizm sadece sibernetik ve robot bedenlerle ilgili bir felsefe değildir. Transhümanist ütopyanın gerçekleşmesi için sosyal ve siyasal ilerlemeler teknolojik ve biyolojik gelişmelere eşlik etmelidir.

Transhümanizm Çağı Neler Getirebilir?
Transhümanizm; insan bedenini ve zihnini dönüştürmek üzere teknolojinin getirdiği imkânlardan yararlanmayı hedefleyen bir felsefedir. Transhümanist yaklaşım; insan türünün fiziksel, zihinsel, entelektüel ve sosyal olarak gelişimi için insanın şartlarını esastan değiştirmeyi hedefliyor. Bu felsefenin arka planında insanın özgelişim için olan arzusu ve yaşam çevresinde mevcut olan diğer aktörler karşısında daha güçlü olma evrimsel güdüsü yer alır. Bu süreçte günümüzde bazılarına tanık olmaya başladığımız ileri teknolojiler yanında genetik iyileştirme yer alacak. Başlangıç olarak 2030 ve sonrasına tarihlenen ve ‘henüz’ sonu belli olmayan bu döneme “İnsan Ötesi Çağ (Transhümanist Çağ)” denebilir.

Yukarıda özetlenen transhümanizm insanı yeterince tanımlı olmayabilir. Bu nedenle Transhümanizm Çağı’nda insanı etkileyecek olan teknolojilere ve gelişmelere bakmak uygun olur. Bu konuda başlangıç olarak birkaç başlık söyleyebiliriz. Örneğin tıbbi iyileştirmeler sayesinde insan bedeninde bir fonksiyonun (organın) kalıcı biçimde değiştirilmesi ile insan çok daha üretken, verimli ve yaratıcı hale gelecek.

Yaşlanma konusundaki sosyal algı, yaşlanmanın iyileştirilebilir bir hastalık olduğu şeklinde değişecek. İnsan tanımı içine zihinsel ve duygusal özellikleri olan insansılar da dâhil olacak. Bu saydıklarım, Transhümanizm Çağı’nın ilerleyen dönemlerinde olabilecekler konusunda bazı öngörü örnekleridir. Ama transhümanizm felsefesinin özü, kısaca bir teknolojinin (veya teknolojiler demetinin) insan tanımımızı nasıl değiştirip dönüştüreceği ile ilgilidir.

Değişim – Dönüşüm Örnekleri
Transhümanist Çağ’ın insanı nasıl dönüştürebileceğine ilişkin başka örnek öngörüler de sıralayabiliriz. Örneğin insanın kullanacağı bedensel protezlerin kendi doğal organlarına oranla daha yüksek performanslı olması bunlardan birisidir. Dolayısıyla engelli, özürlü veya sakat gibi nitelemeler tarihe karışacak. Bu gelişmeye genel anlamda “artırılmış (zenginleştirilmiş) beden” adı veriliyor.

İnsanın beynini ve zihinsel potansiyelini çok daha etkili ve verimli kullanmasına imkân tanıyan yeni teknolojik gelişmeler gündeme gelecek. Sonuçta insanın bilişsel özelliklerinin doğal durumuna oranla iyileşmesi bekleniyor. Bu iyileşme muhtemelen bilişsel iyileşme sağlayan yeni türden ilaçlar, genetik mühendisliği, sinirsel implantlar ve protez biçiminde bağlanan sanal beyinler sayesinde olacak. Protez sanal beyinlerin insana eklenmesi ve/veya insan beyninin bilgisayar sistemlerine doğrudan kablosuz bağlantısı sayesinde yapay zekâ ile bütünleşme daha yüksek yoğunlukta gerçekleşecek, insanın problem çözme performansı görülmemiş ölçüde artacak.

Transhümanist Çağ, insan açısından birbirine eklemlenmiş yapay zekânın ve artırılmış gerçekliğin çok yoğun ve yaygın biçimde kullanıldığı bir dönem olacak. Bu durum; düşünme, iletişim kurma ve her türlü etkileşme davranışlarımızı büyük ölçüde değiştirecek.

Yapay zekâ ve artırılmış gerçekliğin bütünleşmesiyle oluşan yapay destek sistemi, örneğin optik ve işitsel (muhtemelen diğer duyu organı özellikleri de dâhil olacak şekilde) implantlarla birlikte çalışarak insanın çevre algılama özelliklerini geliştirecek. Transhümanist Çağ insanı karşısındaki insana baktığında onunla ilgili görsel profilinin (fiziksel görünümünün) ötesinde çok daha fazla enformasyona erişebilecek.

Transhümanist felsefenin yukarıda özetlenenlere oranla daha büyük bir hayali, ileri teknolojiler sayesinde insana en uzun ve en sağlıklı yaşamı sunabilmektir. Bu amaçla genetik mühendisliği, biyoteknoloji, nanoteknoloji, yapay organ teknolojisi vb. gibi alanlardan yararlanılacak. Bu hayalin özü, ortalama insan ömrünün 100+ yılın ötesine taşıyabilmektir. Yukarıda söz edildiği gibi transhümanizm, yaşlılığın iyileştirilebilir bir hastalık olarak kabul edildiği bir sosyal algıyı hedefler.

Transhümanizm Çağı Başka Neler Getirebilir?
2030 ile başlayan –giderek yaklaşan– görece uzak geleceğe yönelik çalışmalardan birisi, ilk örneklerini duymaya başladığımız “canlı dondurma bilimi (krayonik, cryonics)” olacak. Canlı dondurma bilimi, insan bedeninin, özellikle insan beyninin yüksek hassasiyetle korunması üzerine kuruludur. Böylece ölümden sonra bedenin tekrar yaşama geri getirilmesi hedefleniyor. Oldukça karmaşık ama o derece yalın bir teknoloji olan canlı dondurma yaklaşımı konusunda aktif çalışmalar sürdüren bilim insanları ve şirketler var. Bu teknoloji konusunda dünya üzerinde din ve ahlak eksenli tartışmalar da sürüyor. Diğer yandan ünlü destanda Gılgamış’ın ölümsüzlük otunu bulmaya çalışarak hayal ettiği sonsuz yaşam bu kez teknoloji üzerinden aranıyor.

Transhümanizm Çağı’nın bir diğer ekseni gen terapisi ve RNA girişimi (interferansı) olacak. Gen terapisinin hedefi kötü genlerin iyi olanlarla değiştirilmesidir. RNA interferansı, seçici bir şekilde gen ifadesini (gen haritasını) çıkarabilir. Böylece bu iki teknoloji, kendi genetik kodumuzu değiştirebilmek için bilime ve teknolojiye şimdiye kadar eşi görülmemiş bir yetenek kazandıracak. Henüz başlangıç aşamasında olsa da bu iki teknoloji alanında ciddi çalışmalar sürüyor. Bu konuda da din ve ahlak eksenli tartışmalar sürüyor.

İnsanın uzaya gitme ve yaşanacak yeni gezegenler bulma hayali oldukça eskilere dayanıyor. Bunda gelecekte nüfusun aşırı artması, dünya kaynaklarının tükenmesi, dünyanın nükleer savaş benzeri bir felaket ile yok olması ve insan türünün başka gezegenlerde devam ettirilmesi gibi düşünceler var. Hiç kuşkusuz; dünya kaynaklarını ele geçirme (yakın veya uzak gezegenlerde yeni kaynaklar bularak onlara sahip olma) konusunda süren küresel rekabetin uzay içinde geçerli olduğunu söylemeliyiz. İnsanlığın uzaya gitme güdüsünün bir başka boyutu ise geçtiğimiz yüzyıllarda dünyada yaşandığına benzer şekilde uzayın sömürgeleştirilmesidir. Neden ve hedef ne olursa olsun; Transhümanizm Çağı’nın ileri teknolojilerinin bir bölümü uzaya açılma ile ilgili olacak.

2030 ve sonrasının ileri teknolojilerinden söz ederken sibernetik konusunun altını çizmek zorundayız. Sibernetik; istatistiksel mekaniğin iletişim mühendisliğine uygulanmasını içeren, insan kontrol fonksiyonlarının ve bunların yerini alacak şekilde tasarlanan mekanik ve elektronik sistemlerin incelenmesidir. Sibernetik teknolojiler sayesinde sayborg (sibernetik organizma, cyborg) olarak isimlendirilen insan-makine entegrasyonları mümkün hale gelecek. Bir sayborg, hem organik hem de biyomekanik vücut kısımları olan bir varlıktır. Sayborg terimi biyonik, biyo-robot veya android ile aynı şey değildir. Bu terim, bir çeşit geribildirime dayanan bazı yapay bileşen veya teknolojilerin entegrasyonu nedeniyle herhangi bir nedenle yitirilmiş fonksiyonunu geri kazanabilen veya yeteneklerini geliştirebilen bir organizma için kullanılır. Sayborglar, insanlar da dâhil olmak üzere genellikle memeliler familyası olarak düşünülürken, aynı zamanda herhangi bir canlı organizma da olabilir.

Transhümanizm Çağı’nın heyecanlandırıcı teknolojilerinden bir diğeri kendi kendini veya kendisinin benzerini üretebilen otonom robotlardır. Günümüzde mevcut olan katmanlı üretim teknolojisini kullanarak söylersek kendini (kendi replikasını) üretebilen 3 boyutlu yazıcılar bir basit örnek olarak düşünülebilir. Bu tür bir teknolojinin otonom olması ise kendi kararlarını üretebildiğini ve bunlara bağlı olarak eyleme geçebildiğini gösterir.

Bilinmeyen bir tarihe doğru uzanan geleceğin ileri teknolojilerinin bir diğerinin moleküler imalat olacağı öngörülüyor. Bu teknoloji –ki moleküler nanoteknoloji olarak isimlendiriliyor– sayesinde atomik hassasiyet ile muhtemelen hiç var olmamış, tamamen yeni ürünler oluşturmak mümkün olacak.

Günümüzde insan düşünce sistemine benzer fonksiyon ve özelliklere sahip yapay zekâ konusunda bilgi sahibiyiz. Yapay zekâ konusundaki çalışmalar sürerken bir diğer odaklanma insan beyin üzerine olmaya devam edecek. Beynin tamamının veya bir bölümünün yedeklenmesi, yedeğin yerine geri konması, beyindeki bazı bilgilerin silinmesi, tamamen yeni bilgilerin beyne yüklenmesi vb. düşünceler gerçek olma yolunda bilimsel heyecan yaratıyor.

Zekâ ile ilgili bir diğer konu ise yapay zekânın genelleşmiş halidir. Buna “yaygın zekâ” diyebiliriz. Şöyle bir örnekle kolaylaştıralım. Yapay zekâ yeteneği, makine öğrenmesi ve iletişim becerilerine sahip bir robot karşılaştığı bir problemi benzer yeteneklere sahip diğer robotlarla paylaşarak bir ‘bütünleşik ve ortak akıl’ yaratılmasını sağlayabilir, böylece otonom robotlar problemi birlikte çözebilirler.

Burada anlatılanların –ki eklenecek olanlar da vardır– tümü bir anda gerçekleşmeyecek. Geliştirilmelerine bağlı olarak bir kronolojik eksende yer alacaklar. İleri teknolojiler kendi aralarında kombinler yaparak yeni teknoloji ve uygulamaların ortaya çıkmasına yol açacak. Özetle; Transhümanizm Çağı insanlığın bugüne kadar yaşadıklarından çok farklı olacak. Transhümanizm açısından buradaki önemli nokta, teknolojilerin ne olduğundan daha çok, bunların olağan “insan” tanımını nasıl değiştireceği olabilir.

Gürcan Banger

About Gürcan Banger

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Halen Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü ve bizobiz.net danışmanlık ve eğitim firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da, “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de ve "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: * Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara * Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, Mayıs 2017, Ankara * Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, Eylül 2016, Ankara * Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara * Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002 * Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul * Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul * Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul * Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir