Erkek ve Kadının Farklı Algıları

Kadın ve ErkekGürcan Banger

Son sözü baştan söyleyerek başlayayım. Sosyal medyada sıklıkla kadınların ve erkeklerin birbirlerinden şikâyet eden cümlelerini ya da imalarını okuyorum. Kimi zaman açıktan bazen ise üstü örtülü şikâyetler değişik biçimlere bürünebiliyor. Kadınlar ve erkekler, şikâyet etmek için ayırdıkları zamanı karşı cinsi daha iyi anlamak için harcasalar muhtemelen bu denli şikâyete de gerek kalmayacak.

Erkekler ve kadınlar
Erkek, sevmekten mutlu olur; kadını mutlu eden ise sevildiğini bilmektir” derler. Bu deyiş, genel anlamda kabul edilebilecek bir doğruyu ifade ediyor. Kadınların sıklıkla “Beni seviyor musun?” veya “Beni ne kadar seviyorsun?” gibi sorularının arkasındaki mantık, bu doğruyu var eden nedenler olmalı.

Kadınlar duymak ve bilmek isterler ama aksine, erkekler de bu konuda biraz cimri sayılırlar. Sevgi sözcüklerini kadınlar kadar kolay kullanabildiklerini söyleyemeyiz. Ama bu durumu, genelde erkeklerin kabalıklarına ve anlayışsızlıklarına bağlamak da haksızlık olur. Erkeklerin sessizliklerinin arkasında çoğu zaman anlaşılabilir nedenler olduğunu kavramak gerekir. Ayrıca bu nedenler de anlaşılamaz veya öğrenilemez sırlar değildir.

İletişimsizlik sorunu
İyi incelendiğinde görülür ki; kadınla erkek arasındaki iletişim sorunlarının temelinde genelde birbirlerini doğru anlayamamak vardır. Çoğu zaman erkeklerin ve kadınların kendi cinsiyetlerine özgü, doğal veya kültürel olabilen farklılıklar olduğunu unuturuz. Bir kadına onu bir erkek karakterine sahipmiş gibi algılayarak yaklaşmak kadar bir erkeği bir kadın duyarlılığına sahipmiş gibi anlayamaya çalışmak da hata olur.

Hiç kuşkusuz; kadın ve erkeklerin farklı bakış açılarını mutlaklaştırmamak gerekir. Özellikle toplumsal cinsiyet kavramının sosyal ve kültürel olarak daha fazla konuşulmaya başlamasıyla birlikte; genel kalıplarda esnemeler olmaya başladı. Ama kadınların ve erkeklerin farklı algı ve davranış modellerine sahip oldukları fikrini de ciddiyetle akılda tutmak lazım gelir.

Bir kadınla bir erkek arasındaki ilişki bir duygusal köprüye benzer. Bu konuda da ünlü İngiliz bilim adamı Isaac Newton’a (1642-1727) hak vermek lazım: “Aşk, köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına, duvar ördükleri için yalnız kalırlar.” Hiç kuşku yok ki; sağlam köprüler ise ancak iyi niyetli ve sabırlı adımlarla kurulabiliyor.

Aşka dair bazı bulgular
Woodrow Lyle Wyatt, 1918-1997 yılları arasında yaşamış ve Weeford Baronu Wyatt olarak da bilinen ünlü bir İngiliz gazeteci, yazar ve siyasetçidir. 79 yaşında ölen Wyatt, tam dört kere evlenmiş. Entelektüel bir kişi olarak ve muhtemelen dört kere evlenmiş olmanın deneyiminden gelen bir esinle şunu söylemiş: “Erkekler gözleriyle âşık olur, kadınlar ise kulaklarıyla…

Her insanın tek ve eşsiz olduğuna (diğer insanlarla yaklaşık benzerlikleri yanında farklılıkları olduğuna) inanırım. Herkesin kendine has özellikleri ve güzellikleri var. Olumsuzlukları, eksiklikleri, zayıflıkları ve geliştirmesi gereken yönler de var hiç kuşkusuz. Ama anlamlandırarak kişiselleştirme düşüncesiyle insanların bazı ortak özelliklerini de gözden kaçırmamak lazım. Dikkatle izlediğimizde kültüre göre bazı farklılıklar göstermekle birlikte bazı karakter özelliklerinin ortak olduğunu gözlüyoruz.

Cinsiyet ekseninde farklılıklar
Kadınların ve erkeklerin cinsiyetlerinden veya içinde yaşadığımız kültür ortamında kaynaklanan farklı özellikleri var. Pek çok konuda kadınlar ve erkekler arasında farklı düşünce ve davranış modelleri var. Her ne kadar her birey, kendine özgü bir algı, düşünme ve tepki modeli geliştirmiş olsa da; ortalama özellikler de gösterebiliyorlar. Belki de bu durum, büyük ölçüde toplumsal cinsiyet olgusundan kaynaklanıyor.

Wyatt’ın yukarıda aktardığım sözü, bu sıraladığım tespitlerim çok belirgin bir özeti gibi duruyor. Wyatt’ın ima ettiği gibi; erkekler, gerçekten dünyanın maddi boyutunu, örneğin güzelliğin maddi ifadesini görmeye daha yatkın bir tutum geliştirirler. Duygusallıkları kadınlara oranla daha düşüktür. Kadınlar, çok net olmasa da erkeklerin bu özelliğini bilirler ve erkekler konusundaki yargılarının bir bölümünü buna göre oluştururlar. Bir erkeği beğenmekten kendini bir erkeğe beğendirmeye kadar pek çok konunda bu kadın algısını gözleyebilirsiniz.

Pek çok kişi kendi deneyimleriyle de bilir ki; erkekler, kadınlara oranla aşka daha maddi bir filtreden bakarlar. Erkekler için maddi güzellik, duygusal içerikten daha önemli görünür. Genelde erkeklerin duygusuz olarak suçlanmalarının altında bu algı vardır, desek yanlış olmaz.

Kadın duygusallığı
Wyatt’ın yukarıda yazdığım sözüne dönelim. Kadınların kulaklarıyla âşık olmaları, onların duygusallığı verdiği önemin bir başka ifadesidir. Öncelikle; kadınlar, bir ilişkide iletişime ve paylaşıma erkeklere oranla daha fazla önem verirler. Bu nedenle konuşma, bir kadının ilişkisinde önemli ve değerlidir. Ne yazık ki; genel anlamda erkekler bunu anlamakta son derece zorluk çekerler. Kadınlarla iletişim kurmayı başaran erkeklerin farkı buradadır.

Erkeklerin dünyaya ve cinsler arası ilişkiye daha maddi baktığından söylemiştim. Bu özellik, onları biraz aceleci yapar. İletişim kurmanın ve konuşmanın gereksiz olduğu gibi bir kanıya yöneltir. Hâlbuki aşkın ifadesi, kadın açısından değerlidir. Kadın bunun ifade edilmesini beklerken, erkek ise bunu gereksiz bulmaya devam ederek aşkın ömrünü törpülemeye devam eder.

Böyle bir yazıyı birkaç didaktik tespit ve öğütle bitirmek uygun olur. Birincisi; kadınların ve erkeklerin birbirlerinden farklı olduklarını –farklı algı ve tepki modelleri olduğunu- öğrenerek başlamak lazım. İkincisi; insanların birbirlerini değiştirmelerine geçit verebilecek bir saygı ve hoşgörü ortamını geliştirmek gerekli. Bunlar yapılmadığı sürece erkekler ve kadınlar birbirleri için anlaşılmaz yaratıklar olmayı sürdürecektir.

Son söz: Madame Swetchine (1782-1857) ismiyle ve “Sevginin ve başarının orta yerinde sevimli olmak ne kolaydır” deyişiyle tanınan Rus kökenli Fransız yazar Anne Sophie Swetchine’den bir başka alıntı: “Birine derin bir sevgi duymak, bizi başka alanlarda da sevgi dolu yapar.

Paylaş:

duyguguncesi hakkında

GÜRCAN BANGER, Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Elektrik yüksek mühendisi. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Halen Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü ve bizobiz.net danışmanlık ve eğitim firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. Son yayınları: "Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme", Dorlion Yayınları, Eylül 2016; "Endüstri 4.0 Ekstra", Dorlion Yayınları, Mayıs 2017.
Bu yazı Algı, Cinsellik, Erkek, Farklılık, Kadın, Toplumsal cinsiyet kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın