Bahar Dokunacak Kadar Yakınken

      Yorum yok Bahar Dokunacak Kadar Yakınken

Betondan imal edilmiş kentler doğa ile ilişkimizi kesmek için elinden geleni yapsa da bahar bize ulaşmanın yolunu hâlâ bulabiliyor. İlkbahar, doğanın canlanmasına bağlı yorumlanarak insan duygularının da filizlenip canlandığı bir dönem olarak kabul edilir – bu yargı haksız da sayılmaz. Bu benzetmede haklılık payı olmakla birlikte aşkı bir mevsime ve mekâna bağlamak da ona haksızlık olur. Aşkın muhtemelen en önemli özelliği zamandan, mekândan ve şartlardan bağımsız olarak doğup büyüyebilmesidir. Bu nedenle bir İtalyan atasözü, “Aşk, ülkesini kanunsuz idare eder” der. Sanırım; bu cümlede kanunsuzluk sözcüğü ile aşkın heyecanı, kuralsızlığı, yaratıcı çılgınlığı ve yüksek enerjisi ile sinerji yaratma niteliği ifade ediliyor. Bu arada aşkın bazı kişilerde bir atalete, rahatlığa, kolaycılığa ve konformizme yol açma özelliğini de aklımızda tutuyoruz.

Yaşadığımız çağın çok yönlü özellikleri pek çok kavram ve kurumla birlikte duygularımızı ve buna bağlı düşünsel yargılarımızı da etkiliyor. Küresel değişim ivmesine bağlı olarak aşkın tanımı da zamana ve konjonktüre bağlı olarak değişiyor. Günümüzde aşk diye adlandırılan kimi duygular, sıklıkla beğeni şeklinde özümseniyor. Aşk ile sevgi ayrımı eskiden beri yapılırdı. Aşkı daha çarpıcı ve heyecanlı, sevgiyi daha soluklu ve istikrarlı bulanlarımız daima vardı. Bugün aşkın yerini büyük bir hızla beğeni ve çok yönlü tüketim albenisi almaya başladı.

Mevcut kapitalist dünya düzeni var olmaya devam edebilmek için değişik güdüler ve ezberler yaratarak tüketimi biteviye kamçılamak zorunda… Buna bağlı bir diğer gerçek şu ki; iltifatlar, hediyeler veya incelik olarak nitelenen kimi davranışlar, beğeni ile aşkı karıştırmamıza neden oluyor – aşkı her nasıl tanımlıyorsak… Kimi zaman ise görsel çekim veya bedensel uyumluluk veya karşımızdaki kişiyi yüceltme, duygularımızın aşk olduğunu düşünmemiz sonucunu doğurabiliyor. Tüketim çağında aşkı da tüketilmesi gereken bir emtiaya çeviren yanlış algılar bu tür noktalardan kaynaklanıyor. Böylece tüketim güdüsü ile birlikte aşkın gizemli iklimi de sıradanlaşıp ömür, güç ve enerji kaybına uğruyor.

Maddi Dünya
Aşkın maddi dünya ve cinsellik ile yakın bir ilintisi var. Bu bağlamda özellikle değişik nedenlerle cinselliğin sosyal baskı gördüğü bazı toplumlarda şehvetin aşk sanılmasını olağan karşılamak gerekir. Duygusal ve cinsel konuların iletişimini doğru kavrayıp yönetemeyen toplumlarda aşk ile cinselliğin birbiri yerine konması sıkça görülen. Karşı cins ilişkileri konusunda özgürlük kavramını, yasaklamadan ve yozlaştırmadan yaşayabilmek hiç de kolay değildir. Geleneksel dönemde duygusal ve cinsel kültür alışverişi büyük ölçüde aile içinde yapılırdı. Erkek çocukların öğretmenleri genelde büyük erkekler, kızlarınki ise annelerdi. Bu durum, olumsuzluklar taşısa da; homojen ve tutarlılığı olan bir ‘karşı cinsle ilişki ve iletişim kültürü’ ortamı oluşturmaktaydı. Son yıllarda tüketim toplumu anlayışının gelişmesi ve buna medyanın etkilerinin eklenmesiyle bu modelde ciddi zedelenmeler oldu. Ailenin yerini (kitap, dergi, film ve benzerleri türündeki yararlı çoğalmaya karşın) büyük ölçüde başka yanlış ve eksik bilgi veren ortamlar aldı. İnternetin enformasyon sağlayan yönü kadar hatalı, yanlış, zararlı ve olumsuz yönlendirici ‘bilgi’ içeren dezenformatif hacmi de gelişiyor. Pornografi, hızla aşkın ve cinselliğin ülkesini fethetti. Tüketim toplumunun abartılı cinsellik modeli, çok kısa süre içinde geleneksel kültürün karşısında yerini aldı. Aynen ‘fast food’ türünde bir gıda maddesini tüketir gibi, duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak için aşkı kullanır olduk. Sonuçta aşk da bir ihtiyacı karşılayan tüketim maddesi haline dönüştü. Aşka bir tüketim malı rolünü vermeye devam ettiğimiz sürece, bu çağda ‘sonsuz aşk’ bir hayal olmayı sürdürecek.

Aşk nedir? Sonsuz aşk var mıdır? Aşkın ömrü varsa nedir? Yaşadığım ilişki bir aşk mıdır? İmkânsız görünümlü bir aşk ihtimalini kovalamak gerekir mi? Bu tür soruları pek çok insan, yıllardır ve bitmeyen bir şekilde kendisine soruyor. Bir ilişkinin aşk olup olmadığını sınayacak bir test ya da ölçme cihazı henüz icat edilmedi. Olabilir mi? Bilimsel ve teknolojik gelişmeyle birlikte muhtemelen aşk denen olgunun bedensel ve zihinsel görünümlerini ölçen yeni cihazlar olacaktır. Ama bunların ölçtüklerinin aşkın görünümleri olmanın ötesinde bir değeri olmayacak. Duygusal ilişkiler ve özel olarak aşk, çoğu zaman ‘iyi şans’ diyebileceğimiz umut ve heyecan verici tesadüflerle başlıyor. Yoğunluk artırarak yoluna devam edebilenleri var. Günün ilk ışıkları ile doğan kimi aşklar ise güneşini ferini kaybetmesi ile sona erebiliyor. Aşkı eninde sonunda tüketilecek, günün akşam oluşuna benzer biçimde silinip gidecek bir süreç gibi kavrayanların sayısı hiç az değil. Biliyorum ki; imkânsız olanlar da dâhil, her zaman ruhlarında aşka yer açıp sonsuz aşka inananlar var olmaya devam edecek. Aşkın yeri yurdu gibi mevsimi ve kaskatı şartları da yok. Değil mi?

Gürcan Banger

About Gürcan Banger

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Halen Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü ve bizobiz.net danışmanlık ve eğitim firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da, “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de ve "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: * Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara * Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, Mayıs 2017, Ankara * Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, Eylül 2016, Ankara * Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara * Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002 * Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul * Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul * Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul * Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir